İKTİSATTA DIŞSALLIK KAVRAMI’NIN YERİ VE ÖNEMİ


İktisat:


İktisat  üretim ve tüketim faaliyetlerini incelemekte olup, üreticilerin ve tüketicilerin mevcut şartlar altında, çıkarlarını maksimum seviyeye nasıl çıkaracaklarını araştıran ve bu amaca yönelik olarak ilkeler/ yasalar ortaya koyan bir bilimdir.

 

Dışsallık:

 

Bir malın üretiminin ve tüketiminin o malın satıcıları ve alıcıları dışındaki üçüncü kişilere bir maliyet yüklemesine veya bir yarar sağlamasına dışsallık denilir.

Farklı bir ifadeyle dışsallık; üretici ya da tüketiciler, davranışlarının bütün sonuçlarına katlanmadıkları ve ne üreteceklerine ya da tüketeceklerine karar verirken, başkaları üzerindeki etkileri hesaba katmadıkları zaman ortaya çıkar”.Bu noktada Mishan’ın bu konuyu tamamlayıcı görüşüne göre ise dışsallığın bir başka özelliği de bir bireyin davranışının diğer birey üzerindeki etkisinin “meşru bir faaliyetin” daha önceden düşünülmeyen ya da olağanüstü bir yan ürünü olmasıdır.DIŞSALLIKLAR TEORİSİ

            Marshall, dışsallıklar konusunda teoriyi ilk olarak oluşturan ekonomisttir. Marshall, İngiltere ve diğer sanayileşmiş ülkelerdeki ekonomik büyümeyi incelemiş, kişi başına üretkenlikle kaydedilen artışı açıklamaya çalışmıştır. İçsel ekonomiler yanında dışsal ekonomiler üzerinde de durmuştur. Marshall’a göre “sanayileşme ortamında kaydedilen genel ilerlemeden kaynaklanan dışsal ekonomilerle karşılaştırıldığında, her kuruluşun kendi başına gerçekleştirdiği içsel ekonomiler çok zayıf kalmaktadır”, ve “bilgi artışına ve teknik ilerlemeye bağlı ekonomiler medeni toplumların tümünde temel olarak üretimin toplam hacmine bağlıdır”(Sönmez, 1987:123-124).

            Marshall’ın ortaya koyduğu dışsallık kavramını  Pigou yeniden ele almıştır. Pigou (1962),  refah ekonomisi ile dışsal ekonomi arasındaki bağı kurmuştur. Pigou’nun en önemli vurgusu,  eksik rekabet piyasasında refah artışı için devlet müdahalesinin gerekliliğidir

  Pigou’ya yöneltilen eleştirilerin başında Ellis ve Fellner’den gelen ve dışsallığın tanımında bir dizi hata yapıldığı görüşü yer alır. Pigou’nun yaklaşımının aksine, bir sanayi kolundan diğerine bir üretim faktörü  transferi, üretim faktörünün elde ettiği gelirin azalmasına yol açıyorsa dışsallık doğmamaktadır. Bu olgu piyasa işleyişinin doğal sonucudur (Sönmez,1987:124).

            Meade ve Scitovsky parasal ve teknolojik dışsallık kategorisine açıklık getirmişlerdir ve dışsallık türüne göre sonuçlarının farklı olacağını belirtmişlerdir. Buna göre parasal dışsallıklar Pigou yaklaşımına uygun olarak yorumlandığında tüm piyasa faaliyetlerinin sistematik olarak vergilendirilmesi veya sübvansiyonlarla desteklenmesi gerekmektedir. Zira tüm faaliyetler parasal dışsallık olarak yorumlanabilmektedir.(Sönmez 1989, 124).

            Parasal dışsallıkların toplam refah ve etkinlik üzerinde etkisinin olmadığı düşüncesi, özellikle refah ekonomistlerinin parasal dışsallıkları, dışssallık kavramı dışında tutmalarına neden olmuştur. Örneğin Boumol-Qates parasal dışsallıkları “yalancı dışssallık” olarak nitelemektedir.

Negatif dışsal ekonomi durumunda  tarafların bir araya gelerek optimum fayda düzeyini anlaşma yoluyla belirlemeleri gerektiği yönündeki düşüncelerden hareketle Coase geleneksel yaklaşımlara eleştiriler yöneltmiştir.  ”Coase Teoremi” olarak ifade edilen görüşe göre ; iktisadi veya serbest mala ödeme yapılmadan sahip olunması durumunda dışsallık ve kirlenme mutlaka olacaktır. Ancak ortaya çıkan her dışsallık bir bireye/gruba fayda sağlarken başka birey/grup aleyhine işlemeyebilir. Yaygın kanaatin aksine Coase Teoremi, piyasa düzeninin üretici ile tüketici arasında  veya kirliliğe neden olanla kirliliğe maruz kalan arasında uzlaşmanın sağlanabileceğini ifade eder. Bu uzlaşmayı sağlayacak araç ise teşviklerdir. Teşvik sistemi yoluyla dışsallıklar kirliliğe neden olanlar için içselleştirilmiş olmaktadır. Ancak serbest piyasa mekanizması çoğu kez dışsallık sorununu kendiliğinden çözecek mekanizmayı oluşturamamaktadır. Coase’ın uzlaşma ve teşvik için tüketici davranışlarına ve maliyet kavramına önem vermektedir.

Dışsallıklar konusunun incelenmesi sonucunda tartışmanın odağını dışsallıkların nasıl içselleştirileceği  oluşturmaktadır. Üretim ve tüketim faaliyetleri sonucunda kaçınılmaz olarak dışsal maliyetler veya faydalar ortaya çıkmaktadır. Bunun aksinin olabilmesi için üretim ve tüketim sürecinde kullanılan maddelerin hiçbir atık ya da artık bırakmaması gerekir.             

Gerçekleşmesi mümkün olmayan olmayan bu durum nedeniyle kaçınılmaz olarak dışsallık sorunu ile karşı karşıyayız. Pozitif dışsallıkların varlığı durumunda çok fazla sorun ortaya çıkmamaktadır. Tartışmaların büyük bir kısmı negatif dışsallıkların nedenleri ve tazmin edilme yöntemlerine yöneliktir. Bu noktadaki yapılan tartışmanın özünü, kamusal düzenleyici politikalar ya da piyasa ekonomisi çözümlemelerinden hangisinin uygulanmasının daha uygun olacağı oluşturmaktadır. Bu nedenle konu  ile ilgili önermelerde ideolojik yaklaşımların hakim olduğu gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Günümüzde bütün ülkelerde çevresel sorunların kamuoyu gündeminde yer bulması, sanayileşme sürecinin yarattığı kirliliklerin günlük yaşamı etkileyecek düzeylere ulaşması bu tartışmaların çok daha geniş çevrelerde yapılmasına neden olmuştur.

DIŞSALLIK TÜRLERİ

 Dışsallıklar konusunda çok değişik sınıflamalar yapılmaktadır. Yapılan bu sınıflamalarda şu noktanın altını çizmek gerekmektedir: Bu sınıflamalar birbirinin alternatifini oluşturmamaktadır.Dışsallıklar dört ayrı grup ve kendi içinde alt gruplar çerçevesinde ele alacağız.Öncelikle  dışsallıklar etkinin sonucuna göre pozitif ve ya negatif dışsallıklar gibi genel bir ayırıma tabi tutalım.Bunun dışında değişik ayırımlar yapılabilir. Bu sınıflamalardan en yaygın olanı dışsallığın üretim veya tüketim faaliyeti sonucu ortaya çıkmasına göre,

1. Üretim dışsallıkları,

2. Tüketim dışsallıkları, şeklinde yapılan ayırımdır.

Dışsallıklar neden oldukları sonucun derecesi ve önemi yönünden de

1. Marjinal,

2. İnfra Marjinal dışsallıklar; olarak ikiye ayrılmaktadır.

 en son olarak teknolojik ve parasal dışsallıklar incelenecektir.

 

POZİTİF DIŞSALLIKLAR

 Pozitif dışsal ekonomiler, ekonomik karar vericilerin eylemlerinin diğer birimlere fayda sağlaması ve bu faydayı elde edenlerin eylemi gerçekleştirene ödemede bulunmaması durumunda ortaya çıkar.

 Pozitif dışsallıklara verilebilecek klasik örnek şöyledir. Arı yetiştiricisi ve elma bahçesi sahibinin komşu olduğunu düşünelim. Arı yetiştiricisi , arılarının polen taşıması sonucu komşu elma bahçesinin sahibine bir dışsallık aktarmış olur. Arı sayısı ne kadar çok olursa, elma bahçesinde de o kadar fazla elma yetişir. Aynı şekilde elma bahçesi de arıcı üzerinde olumlu dışsallık aktarmaktadır. Elma bahçesinde ne kadar çok arı olursa , arıcı da arılardan o kadar çok bal alacaktır (Dülgeroğlu,2008). Elma bahçesi sahibi komşusu olan bal üreticisinden sağladığı faydanın bedelini ödememektedir ve elma üreticisinin elde ettiği bu fayda piyasada işleme konu olmamaktadır.

 Diğer bir örneğimiz ise,  gübre imalatçısı hayvan atıklarını toplamakta ve girdi olarak kullanmaktadır. Bu durumda çevresel kirliliğe neden olabilecek bu atıkları toplamakla pozitif bir dışsallık yaratmaktadır. Konuyu şekil yardımıyla incelersek, Şekil-4 pozitif dışsallığın var olduğu durumu göstermektedir.

 

Şekil-4: Pozitif Dışsallıklar

Şekilde X ekseni gübre imalatçısının kullandığı atık miktarını gösterirken

Q* = optimal üretim

Pc = optimal tüketici fiyatı

Pp  = (Pc +  optimal sübvansiyon) = optimal üretici fiyatı

Q = rekabetçi üretim düzeyi

P = rekabetçi fiyat

MEB = P p - Pc = optimal sübvansiyon

                        Şekilde optimal sosyal çözüm  marjinal sosyal faydanın = marjinal maliyet olduğu A noktasında ortaya çıkmaktadır. Buna karşın piyasa koşullarında oluşan denge marjinal özel faydanın= marjinal maliyet olduğu ( MPB = MC) B noktasında oluşmaktadır. B noktasında gübre kullanımı optimum sosyal düzeye göre daha düşüktür. ( Q < Q*), bunun anlamı piyasa koşullarında X’in kullanımının etkin olmadığıdır. Bu durumda Pigou önermelerine uygun olarak pozitif dışsallığın varlığı durumunda uygulanacak bir sübvansiyon sonucu sosyal optimum düzeye ulaşılmaya çalışılır.

NEGATİF DIŞSALLIKLAR

            Negatif dışsallık firma/bireylerin aktiviteleri ve ekonomik faaliyetleri sonucunda zararlı etkilerin bir kısmının ya da tamamının  üçüncü kişilerin fayda ve maliyet fonksiyonunda yer alması durumunda ortaya çıkmaktadır.  Bir başka tanımlamaya göre ise negatif dışsallıklar, ekonomik karar vericilerin eylemlerinin diğer birimler için zarara neden olduğu, ancak eylemi  gerçekleştiren birimin bu zararı karşılamak için ödeme yapmadığı durumlarda oluşur.(Dülgeroğlu,2008)

  Şekil-5:Negatif Dışsallıklar

Şekil-5’de, MPC = marjinal özel maliyet= arz eğrisi, MSC= marjinal sosyal maliyeti ifade etmektedir. Herhangi bir düzenlemenin yapılmadığı durumda denge üretim düzeyi başlangıçta Qa iken dışsallıklarında dikkate alındığı  optimal sosyal üretim düzeyi ise Qb'dir . Negatif dışsallıkların varlığı altında piyasa koşullarında bu maldan aşırı üretilmekte ve taralı alan kadar sosyal etkinlik kaybına neden olmaktadır. Ekonomik olarak etkin noktada negatif dışsallık tamamı ile ortadan kalkmış değildir, sosyal marjinal fayda ve sosyal marjinal maliyetin eşitlendiği noktada etkin üretim yapılmaya başlanmıştır.

Negatif dışsallıklara çevresel kirlenme olaylarında sıkça rastlamaktayız. Şeklimizdeki örneğin, deniz ve akarsu kenarında kurulan bir sanayi tesisinin atıklarını arıtmaya tabi tutmadan denize veya akarsuya akıtması olarak düşünelim. Bu durumda üretim sonucunda doğan karlardan firma faydalanırken kirlenmenin yol açtığı maliyetlere ise katkıda bulunmamaktadır. Dolayısıyla da maliyet topluma yüklenmektedir. Firmanın sağladığı özel fayda çevreye verdiği zarardan daha düşük düzeyde olabilir. Bu durumda  firmanın arzu ettiği üretim düzeyi olan Qa  iken optimal üretim düzeyi Qb dir. Bu durumda firmanın optimum üretim düzeyini ifade eden Qa’yı sosyal optimum düzeyi ifade eden Qb’ye indirebilmek için firmaya yüklenmesi gereken maliyet (vergi, harç vb) PB-PA kadardır (Dülgeroğlu,2008)

 

ÜRETİM DIŞSALLIKLARI
Bir üreticinin üretiminin, diğer üreticinin üretim fonksiyonuna veya bir tüketicinin tüketim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür. Başka bir deyişle üretim dışsallıkları, üretim faaliyetinin herhangi bir kişi, firma veya grubun üretim faaliyetinin diğer kişi,firma veya grubun üretim faaliyetini etkilemesi durumunda ortaya çıkar ve bu etkiler piyasada dikkate alınmazlar. Bu tür dışsallıklara hava kirliliği yaratan kömür yakma işlemi, gübre kullanımı sonucu yer altı sularında meydana gelen kirlilikler veya korunmasız şekilde zehirli tarım ilaçlarını kullanan çiftçinin veya tarım işçisinin maruz kaldığı zarar örnek verilebilir

ÜRETİM DIŞSALLIKLARININ TÜRLERİ
Üretim dışsallıklarını kendi içerisinde 4 ana grup içersinde inceleyebiliriz. Bunlar;
1. pozitif üretim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleri,
2. negatif üretim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleri,
3. pozitif tüketim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleri,
4. negatif tüketim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleridir.

1. Pozitif üretim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleri:

Bir üreticinin üretiminin diğer üreticinin üretim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumlu etki yaratması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür.  Bu tür dışsallığın klasik örneği, bir elma bahçesindeki ağaçlardan faydalanarak bal üretimi yapan arılar aynı zamanda çiçek tozlarını da taşımak suretiyle elma bahçesindeki üretimi artırıcı olumlu bir katkıda bulunmaktadır.

2. Negatif üretim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleri:

Bir üreticinin üretiminin diğer üreticinin üretim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumsuz etki yaratması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür. En fazla karşılaşılan dışsallık türüdür. Buna örnek olarak termik santralin faliyetlerinden çevresindeki  çilek tarlalarında ki çilerleri etkilemesi sonucu verimliliğin düşmesine yol açması gösterebilir. Bu örnek üzerine düşünüldüğünde bu araziden elde edilen tarımsal ürünlerin tüketilmesi durumunda, insan sağlığı üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler de ayrı bir dışsallık kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır (Dülgeroğlu,2008). Bu ise negatif tüketim dışsallığı yaratan üretim faaliyeti olarak nitelenebilir.

3. Pozitif tüketim dışsallığı yaratan üretim faaliyetleri:

Bir üreticinin üretiminin bir tüketicinin tüketim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumlu etki yaratması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür.

Üretici firmaların yeni teknoloji kullanarak üretim faaliyetleri yapmaları sonucunda ürün fiyatlarının düşmesi ile üreticilerin dış fayda sağlaması bu tür dışsallıklara örnek olarak verilebilir.

4. Negatif tüketim dışsallığı yaratan üretim faaliyeti:

Bir üreticinin üretiminin bir tüketicinin tüketim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumsuz etki yaratması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür. Üretime konu olan pek çok üründe gerekli standartlara uyulmaması durumunda, standartların tam olarak belirlenemediği hallerde ise kalitesiz üretimin söz konusu olduğu pek çok ürünün tüketimi, bu tür dışsallıkları yaratabilir. Bu nedenle oldukça yaygın olan bir dışsallık türüdür.

Buna örnek  ise Aldrin, Dieldrin, Chlordane adlı tarımsal ilaçların buğday ve hububatta gereğinden fazla kullanımı sonucu gıda kirliliği yaşandığı ve 1983 yılında bir Alman Üniversitesinin Adana'da yaptığı çalışmada alınan anne sütü örneklerinde ortalama değeri aşan tarım ilacı kalıntısı bulunmasıdır.

TÜKETİM DIŞSALLIKLARI

Bir kişinin tüketiminin diğer bir kişinin tüketim fonksiyonuna ya da bir üreticinin üretim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür.

Sanayileşme sürecinde tüketim, üretime paralel olarak üretimin yapısı ve karakteristiklerine benzer bir gelişme göstermiştir. Dışsallıklar ve çevre bozulması açısından tüketimin birinci önemli yönü bu noktada kendini gösterir. Şöyle ki çağdaş ekonomik düzen "tüketim amacıyla üretim" yerine "üretim amacıyla tüketim" biçimini benimsemiştir. Diğer bir söylemle üretim sadece zorunlu olan gereksinimler için yapılmamakta, lüks sayılabilecek gereksinimlerinde tatminine yönelmiş bulunmaktadır. Tüketim faaliyetlerinin dışsallıklar ile ilgili ikinci yönü topluca yapılan bir faaliyet olmasıdır. Temiz hava, yeşil alan, gibi çevresel hizmetler bir çok kişi tarafından topluca tüketilir (Dura, 1991:76).

Tüketim dışsallıklarına verilebilecek klasik örneklerden biri de sigara içenlerin yarattığı negatif tüketim dışsallığıdır.

TÜKETİM DIŞSALLIKLARININ TÜRLERİ  

Tüketim dışsallıklarını kendi içerisinde 4 ana grup içersinde inceleyebiliriz. Bunlar; 1. tüketim sonucu doğan pozitif tüketim dışsallığı 2. tüketim sonucu doğan negatif tüketim dışsallığı 3. tüketim sonucu doğan pozitif üretim dışsallığı 4. tüketim sonucu doğan negatif tüketim dışsallığı 

1.Tüketim sonucu doğan pozitif tüketim dışsallığı:

Bir kişinin tüketiminin diğer bir kişinin tüketim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumlu etkilerde bulunması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür.

2. Tüketim sonucu doğan negatif tüketim dışsallığı:

Bir kişinin tüketiminin diğer bir kişinin tüketim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumsuz etkilerde bulunması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür

3. Tüketim sonucu doğan pozitif üretim dışsallığı

Bir kişinin tüketiminin diğer bir kişinin üretim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumlu etkilerde bulunması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür

4.Tüketim sonucu doğan negatif üretim dışsallığı:

Bir kişinin tüketiminin diğer bir kişinin üretim fonksiyonuna bağımsız değişken olarak girmesi ve olumsuz etkilerde bulunması durumunda ortaya çıkan dışsallık türüdür

MARJİNAL VE İNFRAMARJİNAL DIŞSALLIKLAR 

Bir üretim veya tüketim faaliyetindeki ilave değişiklikten dolayı ekonomik birimlerin fayda ve maliyet fonksiyonlarındaki olumlu ve olumsuz değişmelere marjinal dışsal ekonomiler adı verilmektedir. İnframarjinal dışsallıklar ise aynı koşullarda ya hiç bir değişikliğin meydana gelmemesini ya da , değişikliğin ihmal edilebilir boyutlarda olmasını ifade eder (Nadaroğlu,1994).

MARJİNAL VE İNFRAMARJİNAL DIŞSALLIKLARIN TÜRLERİ

  1.Marjinal ve tek yönlü dışsallık:

  Bu konuda verilebilecek örneklerden birisi motorlu araçların çıkardığı egzoz gazından yayaların rahatsız olmasıdır. Şekil-6'da benzer bir örnek olarak, fabrikanın bacasından çıkan dumanlar sonucu ortaya çıkan marjinal tek yönlü  dışsallık örneğini ele alınmaktadır.

                        DD1 (K) malının piyasa talep eğrisi, SS1 piyasa arz eğrisidir. K malının üretimi sonucu meydana gelen hava kirliliğinin birim başına sabit miktarda olduğu varsayılmaktadır. Hava kirlenmesinin parasal değeri birim başına ab uzunluğuna eşit bir değer taşımaktadır. Üreticiler, her fiyatta ne kadar üreteceklerine karar verirken ve tüketiciler taleplerini yaparken dumanın ortaya çıkardığı kirliliği hesaba katmadıklarından , ON kadar k malı OP fiyatı ile satıldığında piyasa dengesi kurulacaktır. Bu miktar, kirlenmenin dikkate alındığı ve üretimin bütün sosyal maliyetinin hesaba katıldığı optimum üretim miktarını ifade eden ON1’den farklıdır .

 1.      Marjinal  Çift Yönlü Dışsallık:

 Bazı kişiler kendileri sigara kullandıkları halde, başkalarının yanlarında içtikleri sigara dumanından rahatsız duyarlar. Bu durumda kendileri de sigara yakarlar

 2.      İnframarjinal ve Tek yönlü Dışsallık:

 Bir göl, kimyevi madde artıklarının yoğunlaşması sonucunda yüzmeye elverişsiz hale gelebilir. Bu göl üzerinde aynı zamanda ulaşım faaliyetinin yapıldığını varsayarsak, göl üzerinde ulaşımı engelleyecek noktaya gelinceye kadar kirlenmenin devam etmesi mümkündür. Bu ek artıklar inframarjinal dışsallıklardır. Çünkü atılan atıkların tutarı konusunda, belirli bir düzeyin üstünde yapılacak marjinal ayarlamalar, zararın derecesini değiştirmeyecektir.

 3.      İnframarjinal ve Çift Yönlü Dışsallık:

                        Bir plajda birbirine yakın olan iki kişiden birisi radyo açarsa , diğeri bundan rahatsız olabilir. Her biri, kendi radyosunda farklı  programları dinlemeyi tercih edebilir. Dolayısıyla her birinin diğerinin radyosunu açmasına karşılık  diğerinin sesini bastırmak için kendi radyosunun sesini yükseltecek olursa, belirli bir düzeye kadar sağladıkları tatminde bir değişme olmayacağı söylenebilir. Bu durumda dışsallık inframarjinal ve çift yönlüdür. Yalnızca herhangi birisi sesin çok yükselmesi durumunda buna itiraz edecek olursa dışsallık marjinal hale gelecektir.

 

PARASAL VE TEKNOLOJİK DIŞSALLIKLAR

 Parasal dışsallıklar, diğer ekonomik birimler üzerindeki etkilerini piyasa mekanizmasından geçerek gösteririler.

Bunu örnekler yardımıyla açıklamaya çalışırsak:

1.durum: A tüketici grubu , X gibi bir mala olan talebini artırmaktadır. X endüstrisinde artan getiri vardır. Talebin artışı X malının ucuzlamasına neden olmaktadır. Bundan aynı zamanda B tüketici grubu da faydalanmaktadır A tüketici grubunun fayda fonksiyonunda yer alan  X malının ucuzlaması B tüketici grubu üzerinde de pozitif dışsallık yaratmış olmaktadır.

 2.Durum:A tüketici grubunun X malına olan talebi, X endüstrisinde azalan getiri söz konusu iken, X malının fiyatını yükseltebilir. Bu durumda B tüketici grubu olumsuz etkilenmektedir.  A tüketici grubunun fayda fonksiyonunda yer alan X malının fiyatının artması B tüketici grubu üzerinde de negatif dışsallık yaratmış olmaktadır.

 3.Durum: A tüketici grubunun X malına olan talebindeki artış, X endüstrisinde sabit gelir varsayımı altında , X malının üretiminin artması sonucu bu malın üretiminde kullanılan Z’nin fiyatını artırabilir. Z girdisinin ise Y gibi bir başka malın fiyatı üzerinde artırıcı etkide bulunabilir. Böylece A tüketici grubunun davranışı B tüketici grubunun  X veya Y malını  daha az kullanmaları durumunda bırakacaktır ki bu da negatif dışsallığın örneğidir (Sonat,1988:126).

 Teknolojik dışsallıklar ise üretim ya da fayda fonksiyonlarında kaymalara yol açarak, reel etkiler meydana getirirler. A tüketicisinin otomobil kullanımı sonucu ortaya çıkan egzoz gazı B tüketicisinin faydasını azaltacaktır. Bu etki piyasa fiyat mekanizmasından geçerek ortaya çıkmış bir durum değildir. Burada reel bir etki söz konusudur. B tüketicisinin geliri aynı olduğu ve aynı mallardan tükettiği halde faydası azalmıştır. Bu ise fayda fonksiyonunun değişmesi anlamına gelir. Otomobil kullanmanın özel faydası ile sosyal faydası arasında B’nin faydasındaki azalma kadar bir fark ortaya çıkmıştır. Artık tüketicilerin tüketim mallarına  para ile ölçülen kişisel faydaları toplamı, toplam sosyal faydada büyüktür.

 Burada vurgulanması gereken nokta parasal ve teknolojik dışsallıklar arasındaki farkın birinin fiyat sisteminden geçmesi diğerinin ise doğrudan etkili olmasından kaynaklanmadığıdır. Çünkü teknolojik dışsallığın ortaya çıkması durumunda da tüketiciler ya da firmalar maksimizasyon davranışlarında yeni ayarlamalar yapacaklardır ve yine sonuçta fiyatlarda değişiklik ortaya çıkacaktır. Parasal ve teknolojik dışsallık arasındaki asıl önemli fark yeni dağılım niteliği noktasında ortaya çıkmaktadır. Söz konusu değişiklik piyasa sisteminde bir başarısızlık veya etkinlikten uzaklaşma değil yalnızca bir Paretocu etkinlikten diğerine geçmek yani refahın kişiler arasında dağılımının değişmesidir.(Sonat,1988:127-128).  

VERGİLER

Çevre kirliliğinin ekonomistleri ilgilendiren yanı dışsallığıdır. Dışsal ekonomi bireylerin kendileri dışında gelişen ekonomik faaliyetlerden olumlu (pozitif dışsallık), veya olumsuz  (negatif dışsallık) olarak etkilenmesi olarak tanımlanmaktadır.

 Dışsallığı önlemede piyasa başarısızlıkları nedeniyle çevre kirliliği konusunda kamunun bütün iktisadi sistemlerde, ekonomik, mali, hukuki ve idari tedbirlerine gereksinim duyulmaktadır. Kamusal önlemlerin başında da vergiler gelmektedir. Düzenleme amacına yönelik vergiler, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması için kullanılan vergiler olup, özellikle negatif dışsallıklarda kullanılırlar. Dışsallık yaratan mallar üzerine vergi konulması fikri ilk olarak A.J.Pigou tarafından öne sürülmüştür. "Pigou türü vergiler" olarak da bilinir.sonra C.Plott "düzenleyici vergiler" kavramı olarak ele almış ve negatif dışsallık yaratan ürünler üzerinde düzenleyici vergilerin etkilerini incelemiştir. Daha sonra Buchanan , negatif dışsal ekonomilere karşı düzenleyici vergilerin kullanılması durumunda , monopol ve tam rekabet piyasalarında refah kazancı ve kaybını geometrik olarak açıklamıştır (Mutlu,1989:40). Son yıllarda yoğun bir şekilde dünyanın gündemine giren çevre sorunları  nedeniyle ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi arayışları  Pigou tipi vergileri tekrar güncel hale getirmiştir. 1972 yılında OECD tarafından kabul edilen “kirleten öder” ilkesi bir anlamda Pigou önermelerinin güncelleştirilmiş halidir.

 

PİGOU TİPİ  VERGİLER

Dışsallıkların denetimi amacıyla vergi konmasının temel ilkesi, sosyal maliyetlerle özel maliyetler ve sosyal fayda ile özel fayda arasında ortaya çıkan farkın uygulanacak vergi sonucu  giderilmesidir. Vergiler dışsallıkların etkilerini düzeltmek, marjinal özel maliyetleri marjinal sosyal maliyetlere eşitlemek ve marjinal özel faydaları, marjinal sosyal faydalara eşitlemek yoluyla  firma ya da bireylerin faaliyetlerinin gerçek sosyal maliyeti yansıtması sağlar.Pigovian vergiler birim başına emisyona ya da kirliliğe uygulanan spesifik oranlı vergilerdir. Verginin oranı sosyal etkin düzeydeki emisyonun  marjinal sosyal maliyetine eşittir. Sosyal olarak etkin emisyon düzeyi firmanın marjinal faydasının marjinal maliyetine eşit olduğu noktada gerçekleşecektir.

Etkinlik için marjinal  sosyal fayda ile marjinal sosyal maliyetlerin birbirine eşitlenmesi gerekmektedir. Firma Marjinal Özel Maliyetleri ile ilgilenmektedir. Ancak X malının üretimi sonucunda hava kirlenmesi meydana gelmekte ve bu kirliliğin X malının üretiminde birim başına sabit miktarda olduğu varsayılmaktadır. Şeklimizde yine kirlenme miktarı üretim düzeyi ile orantılı ve kirlenmenin her bir biriminin marjinal maliyeti sabittir. Dolayısıyla kirlenmenin marjinal maliyetine eşit miktarda konulacak bir vergi firmayı sosyal bakımdan etkin üretim düzeyinde üretim yapmaya yönlendirecektir.   Şekil’de  Pigocu bir verginin uygulaması gösterilmektedir.

 Pigou Tipi vergiler

  Birinci durumda negatif dışsallık dikkate alınmamaktadır. Bu durumda negatif dışsallığa neden olan firmanın arz eğrisi S ile gösterilmektedir. Kısa dönemde MC=MR eşitliğinin sağlandığı E noktasında firma denge üretim düzeyinde olup, Q1 miktarında üretim yapmakta, ve P1 fiyatından satmaktadır. Bu noktada firmanın marjinal özel faydası , marjinal özel maliyetine eşittir. Üreticiler her fiyat düzeyinde ne kadar X malı üreteceklerine karar verirken kirliliğin meydana getirdiği maliyetleri hesaba katmazlar ve 0-Q1 kadar X malını OP1 fiyatından satıldığında  piyasa dengeye ulaşacaktır. Bu üretim miktarı üretim sonucu meydana gelen kirliliğin dikkate alındığı ve üretimin bütün sosyal maliyetlerinin  hesaba katıldığı optimum üretim miktarından farklıdır .

İkinci durumda ise firmanın yol açtığı negatif dışsallık söz konusudur. Pareto etkinliğine ulaşmak için  Pigou'nun önerdiği devlet politikası, AE yüksekliği kadar olan dışsallık nedeniyle firmanın neden olduğu kirlenmenin bedelini ödemesi için, X ürünü için birim başına AE kadar vergi uygulanmasıdır. Verginin neden olacağı ilk sonuç üretici maliyetlerinin artmasıdır. Bu nedenle de firmanın arz eğrisi yukarı doğru  kayacaktır. S1 yeni arz eğrisini göstermektedir. Firma dengesi E1 noktasında gerçekleşirken, firmanın yarattığı dışsal maliyetin, firma içi maliyetlere eklenmesi nedeniyle üretim düzeyi Q0 düzeyine gerilerken  vergi dahil fiyatı  P0 düzeyine yükselecektir. Yeni üretim düzeyinde marjinal sosyal maliyet ve marjinal sosyal fayda eşitlenmiş olacaktır. Bu politika dışsallığın içselleştirilmesini sağlayacaktır.

 

ÜRÜN ÜZERİNDEN VEYA ATIK MİKTARI ÜZERİNDEN VERGİ ALINMASI

Vergiler değişik şekillerde alınabilir. Bunlardan birincisi; ürün üzerinden alınan vergilerdir. Ekonomi içinde yer alan çok sayıdaki firmadan herhangi birinin bir ürünü negatif dışsallık yaratabilir ve diğer firmaların da bu ürünü kullanması sonucunda dışsal maliyetler toplum için artarak yayılır.. Firmanın üretimine koyulacak bir vergi ile optimum düzeye ulaşmak istenebilir. İkinci olarak ; dışsallığın önlenebilmesi için uygulanabilecek vergilerden bir tanesi de doğrudan doğruya dışsallığı yaratan atık miktarı üzerinden vergilendirilmesidir. Bu tür vergilemede karşılaşılan ilk sorun atık miktarının ölçümü ile ilgilidir. Ölçünün mümkün olmadığı durumlarda uygulanması zordur. Bu tür vergilemenin etkin olabilmesi için istenen ya da optimal kirlenme düzeyini aşan kirlilik durumunda firmaların üretimini ekonomik olmadığı bir vergi oranının tespit edilmesidir. Diğer bir deyişle firma daha fazla vergi ödememek için kirliliği azaltmayı tercih eder duruma gelmelidir. 

FARKLI ( DİFERANSİYEL) VERGİLEME

 Son yıllarda daha fazla ön plana çıkan bu tür vergilemedeki temel amaç kirlilik yaratanlar aleyhine ürünlerin göreli fiyatlarının değiştirilmesidir. Bu tür vergilemenin en yaygın örneğini kurşunsuz benzin kullanımını teşvik etmek amacıyla  motorlu taşıt yakıtlarının çevresel etkileri göz önüne alarak farklı vergilendirilmesi oluşturur..

 Avusturalya, Japonya,Rusya, İtalya, Portekiz, Arjantin gibi ülkeler otomobillere yıllık vergi uygularken, vergi oranını yakıt türü, ağırlığı, beygir gücü vb değişkenleri göz önüne alarak farklılaştırmaktadır. Motorlu araç vergileri çevresel etkisi en az olan araçların kullanımını teşvik etmeye yöneliktir.

SÜBVANSİYONLAR

 Sübvansiyon devletin kişi ve kurumlara para, mal veya hizmet şeklinde yaptığı karşılıksız yardımları ifade eder (Seyitoğlu, 1992:799).

 Sübvansiyonlar izlenen kamu politikalarının sonucu olarak bir malın tüketici tarafından normalde ödenmesi gereken fiyattan daha düşük, üreticiler tarafından alınan fiyattan ise daha yüksek belirlenmesi durumunda ortaya çıkmaktadır.Sübvansiyonların uygulanma nedeni ; etkin kaynak dağılımını sağlamaktır.  Sübvansiyonları bir gereklilik haline getiren ise dışsallıkların yaygın olmasıdır.

             Genel olarak sübvansiyonlarla ilgili olarak iki temel gerekçe öne sürülmektedir. Bunlardan birincisi; sübvansiyonların gelir dağılımının yeniden düzenlenmesinde araç olmasıdır. İkincisi ise sübvansiyonların değişik şekillerde piyasa mekanizmasının aksaklıklarını gidermede kullanılmasıdır. Sübvansiyon programlarının kaynak dağılımı üzerindeki etkisinin anlaşılması sübvansiyonların ekonomi üzerindeki toplam etkisinin ölçülebilmesi ya da anlaşılabilmesi için gereklilik ifade etmektedir. Sübvansiyonların kaynak dağılımına etkisinin ölçümü , etkilerinin diğer mal gruplarına ya da piyasalara sıçrayacak kadar büyük olduğu durumlarda sorun yaratmaktadır.

Negatif dışsallıkların içselleştirilmesi amacıyla uygulanabilecek sübvansiyonlar, hem dışsallığa neden olan üreticilere hem de bu dışsallıktan etkilenen üretici veya tüketicilere verilebilir. Sübvansiyonun hangi tarafa verildiğine bağlı olarak sonuçları da değişebilmektedir (Çolakoğlu,1989:59).

Kirlenme sonucu ortaya çıkan dışsallıklarda, kirlenmeye konu olan firma kirlenmenin azaltılmasından ihmal edilebilir ölçüde doğrudan fayda elde edebilir. Bu nedenle de kirlenmeyi azaltma konusunda harcama yapmaya gönülsüz olabilir. Kirlenmeyi vergilemek yerine devletin kirlenmeyi azaltma harcamalarını sübvanse etmesi bir yöntem olarak kullanılabilir.şekille gösterelim.

 Dışsallığı Azaltıcı Sübvansiyonlar

Kaynak: Stiglitz,1994:274

 Bununla beraber bu çözüm arayışı sosyal bakımdan etkin kaynak dağılımına ulaştırmaz. Bunun nedeni kirliliğe neden olan üretimin toplam marjinal sosyal maliyeti, kirlenmeyi  azaltma konusunda verilecek devlet sübvansiyonlarını da içermesidir.

 

Dışsallığı Azaltıcı Sübvansiyonlar ve Piyasa Dengesi

Kaynak: Stiglitz, 1994: 275

Şekilde,

MSC(1) Sübvansiyon öncesi marjinal sosyal maliyetleri,

MSC(2)  Sübvansiyon sonrası marjinal sosyal maliyetleri,

MPC(1) Sübvansiyon öncesi marjinal özel maliyetleri,

MPC(2) Sübvansiyon sonrası marjinal özel maliyetleri,

MU=D: Marjinal fayda = talebi

Q=Sübvansiyonsuz etkin üretim düzeyini,

Q0= Sübvansiyonlu etkin üretim düzeyini,

Qm= Sübvansiyon öncesi üretim

Qs= Sübvansiyon sonrası üretimi göstermektedir.

 

 

 VERGİ VE SÜBVANSİYONLARIN ETKİNLİĞİ

Vergi ve sübvansiyonların dışsallıkların ortaya çıkardığı sorunların çözümüne hangi  koşullarda yardımcı olacağı veya olamayacağı  konusunda Turvey ‘in çözümlemesi bize yardımcı olmaktadır. Şekil yardımı ile konuyu açıklamaya çalışırsak,

Varsayımlarımız:

1.      X ve Y gibi iki üretici vardır,

2.      X’in üretim faaliyeti Y üzerinde negatif dışsallık yaratmaktadır,

3.      net kayıp ve kazançlar parasal olarak ifade edilebilmektedir,

Yorum Yaz